BAŞKA BİR ŞEY!
Öyle bir devinim içinde ki Türkiye siyaseti, bütün retorik ve metaforlar çöküyor, öngörülürlük mesafesi, kışın çok yoğun sisin çöktüğü sarp yollardaki görüş mesafesi gibi, 1 metreye kadar düşüyor. Anketler çuvallıyor, tahminler tutmuyor, halk ise kafası karışmış bir şekilde, her seferinde yanılgısına yeni bir izahat uyduruyor. Uydurduğu izahına bir süre sonra kendisi de inanıyor.
Dile kolay! Türkiye siyasetinin 50 senesine damgasını vuran Süleyman Demirel'in "Boş tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur" sözü hükmünü yitirdi. Dolduramadıkları boş tencerede şükretmeyi kaynatıp, şükretmekle doyuruyorlar(!). Yardım almaya alışmıştırılmış halk, bir tane ekmek verene minnet duyuyor da, neden o ekmeğe muhtaç olduğunu sormayı akıl etmiyor!
İktidarı eleştiren muhalefet, elinde bulundurduğu belediyelerde iktidarın kötü bir taklidini ortaya koymaktan öteye geçemiyor, iktidarın, "bakın bunlar böyle işte..." diyebileceği tüm hataları yapıp, tabiri caizse ekmeğine yağ sürmekten garip bir şekilde haz alıyor. Ülkedeki kötü gidişatı mikro alanda bertaraf ettiğine ve imkan olması halinde makro alanda da başaracağına dair hiçbir şey sunmuyor. Halkın, yaşadığı mağduriyeti kabullenip, sinmesine neredeyse çanak tutuyor.
Öte yandan, sorsanız, herkes her şeyi biliyor, herkes her şeyin ordinaryus profesörü ama halk birkaç kutup arasında taksim edilmiş ve o kutup uçları ya da halk hassasiyetleri, toplum mühendisliği harikası olacak şekilde kaşınarak, ülke algı ile yönetiliyor sistem tarafından ve tüm kutuplar sistemi isteyerek ya da istemeyerek besleyip, büyütüyor.
Her mahallenin sakini, karşı mahalleliye küfür etmekle meşgul. Koro halinde uyudukları halde, herbiri bir diğerini uyumakla, kendini aydın olmakla, büyük resmi görmekle itham ederek, "artık uyanmayacak mısınız!" diye parmak sallıyor. Sanal alem cihadlar, fetihler, devrimler ile gümbür gümbür. Tüm siyasi kesimler bundan memnun. Merkezi hükümet de, yerel yönetimler de, hangisi nerede iktidar ise orada benzer davranış sergilemekten çekinmiyor. Birgün hükümeti eleştirdiğiniz için terörist, suçu, bucu olabildiğiniz gibi, muhalefeti eleştirdiğiniz için ihanetçi ilan edilip, saldırıya bile maruz kalabiliyorsunuz.
Peki nereye kadar aynı nakarat? Bu kötü düzen, bu sinmişlik hali, bu kadroları elinde tutanların aymazlığı, bu burjuva şımarıklığı, her mahalleye derinlemesine sirayet etmiş üstenci siyaset nereye kadar?
Ülkede huzur, refah, adalet, özgürlük ve eşitliğin sağlanması için defalarca denenmiş ve sonuç alınamamış tüm yöntemlerden hızla uzaklaşmak, insanın, insan olmaktan dolayı doğuştan sahip olduğu yasal hakları gereği, başka şeyler denemek, köklü ve kalıcı çözümler üretmek gerekir.
Başka bir şey yapmalı
Başka bir şey!
Başka bir yazıda görüşünceye dek, hoşça kalın.










0 Yorum