Melisa Vargas & Ebrar Karakurt Meydan Muharebesi
Ata sporumuz nedir diye sorsam şimdi sizlere, muhtemelen ilk tahlilde güreş, cirit, atçılık, okçuluk vs gibi sporun birçok dalını sayarsınız. Biraz daha düşünürseniz sayacaklarınız farklılaşabilir, vereceğiniz cevaplar aidiyetlerinizin kökenlerine dayalı cevaplara dönüşebilir.
Bu topraklarda geçmişten bu güne sporun birçok dalı yapılmış, bu dallardan bazıları ise o kadar başarılı bir şekilde icra edilmiş ki, topraklarımız ile özdeşleşmiştir. Ama bana sorarsanız ata sporumuz nedir diye, ben sizin verdiğiniz bu cevapların hiç birini vermem, tereddüt etmeden, ata sporumuz ayrışmak, kutuplaşmak derim. Hem de çok keskin çizgilerle!
Güzelim pazar gününün bu keyifli saatlerine neden böyle negatif bir tondan, karamsar bir senfoni çalıyor bu adam diyebilirsiniz. Kuş cıvıltıları, masmavi gökyüzü, yemyeşil ormanlar, berrak denizler, bereketli yaylalar dururken, nereden çıktı kutuplaşmak diye düşünebilir, zırva olduğunu düşündüğünüz, bu yazdıklarım karşısında canınız sıkılabilir, keyifle başladığınız bu makaleyi, yüzünüzü buruşturarak okumaktan vazgeçip, sağ üstteki çarpı işaretine dokunup kapatabilirsiniz sayfayı.
Şayet, hâlâ vazgeçmemiş ve okuyorsanız yazdıklarımı, devam edelim o halde.
Bugün ki konumuz; geçtiğimiz haftaiçinde şampiyon olarak göğsümüzü kabartan Voleybol Milli Takımı'mızın lig boyunca, ortaya koyduğu mücadele sürecinden daha çok gündem olan tartışmalı isimler Ebrar Karakurt ve Melisa Vargas. Özellikle de Ebrar.
Bir toplum düşünün ki, sosyalleşmek için yapılan müsabakalarda bile dayanışmayı, kaynaşmayı, keyif almayı elinin tersiyle itip, bıçakla ortadan ikiye kesilmiş gibi bölünüp, kutuplaşabiliyor, hatta asırlık düşmanmış gibi kendini savaş meydanında zannederek, savaş vaziyeti alabiliyor. Mutluluk aşılaması gereken şampiyonlukta bile!
Her yerde ayrışacak bir şeyler bulabildiğimiz gibi, dünyada gündem olan bu şampiyonada da bizleri savaş meydanlarının iki ayrı tarafı yapacak ayrışma sebebini kolayca bulduk; Melisa Vargas ve Ebrar Karakurt'un cinsel tercihleri! Bütün bir ülke böylesi bir şampiyonluk ile kenetlenmeli, bunun başka başarılara giden fırsatlara evrilmesi yönünde hareket etmeliyken, sanki düğmeye basılmışçasına iki ayrı kutba bölündük. Bir taraf Vargas ve Karakurt'un cinsel tercihlerinden dolayı neredeyse şampiyonluğu reddederken, diğer taraf bu tarafın argümanlarına tam ters bir cepheden direnç gösteriyor, neredeyse Vargas ve Karakurt'un tercihlerini teşvik edici bir boyuta taşıyor meseleyi.
Peki ne kadar doğru, yalnızca iki ayrı kutup arasında sıkıştırmak koca ülkeyi? İnsanların yaşam biçimlerine saygı duymadan, kendi zihinsel dünyalarındaki her türlü aykırı varoluşa rağmen, kendilerinde olanın yarattığı kahredici kaygılarla toplumu tahakküm altında tutanlar ile toplumun tüm değer yargılarını özgürlük maskesi ile hiçe sayanların dejenerasyon çarkına çanak tutanların yarattığı kirli çatışma ortamına mecbur muyuz? Yani bizim gibi olmayan, alışılagelenin dışında kalan bir kimsenin varlığına tahammül göstermek ya da bizim gibi olsa bile bütün bir toplumu özgürlük maskesi ile aşırılıklara mahkûm etmek dışında bir hamle mümkün değil mi?
Bize uymadığını düşündüğümüz bir yaşam biçimini reddetmek için şeytanlaştırmak ya da bize uymasa da saygı duyulması gerektiğini anlatmak için ilahlaştırmak dışında bir yol yok mu?
Bence var! Ne Melisa ve Ebrar farklı bir cinsel yönelime sahip oldukları için toplumun dışına itilip nefrete maruz bırakılmalı ne de bu yönelimleri sıradan bir şeymiş gibi topluma ve sağlıklı bir yaşamı sunmakla mükellef olduğumuz çocuklarımıza örnekmiş gibi anlatılıp, kutsanmalıdır.
Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyelim ama doğrularımızı anlatırken ne birilerini yaşayamaz hale getirecek kadar şeytanlaştıralım, ne de sanki matah bir şeymiş gibi ilahlaştıralım. Yapacağımız şeyin hayatın bundan sonrasını da etkileyerek istemeyeceğimiz sonuçlara evrilebileceğini unutmayalım. Yanlışı reddedelim ama insana saygı duyalım.
İnsanca değerlerin hayat bulması umuduyla şampiyonluğu göğüsleyen takımımızı ve tüm oyuncularını, teknik kadrosunu, emekçilerini tebrik ederim.
Yeni bir haftada ve yeni bir makalede görüşene dek, hoşça kalın.










0 Yorum